OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann, İstanbul’da gerçekleştirilen 6. Beceriler Zirvesi’nin ardından Türkiye’nin eğitim alanındaki yenilikçi adımlarını değerlendirdi. Zirvenin olumlu sonuçlar doğurduğunu belirten Cormann, Türkiye’nin beceri odaklı eğitim anlayışına olan bağlılığının en üst düzeyde olduğunu vurguladı. Değerlendirmelerinde, insanların daha uzun yaşaması ve çalışması ile yapay zeka, dijital teknoloji ve enerji dönüşümünün iş dünyasını hızla değiştirdiğine dikkat çeken Cormann, beceri sistemlerinin bu hızlı değişime ayak uydurması gerektiğinin altını çizdi. Demografik Değişim ve Yaşam Boyu Öğrenme Zorunluluğu OECD ülkelerinde çalışma çağındaki nüfusun 2023 ile 2060 yılları arasında yüzde 8 oranında azalacağı öngörülüyor. Bu durum, daha uzun sürecek çalışma hayatlarında öğrenmeye devam edebilecek daha fazla insana duyulan ihtiyacı artırıyor. Mevcut veriler, 55-65 yaş arası çalışanların yalnızca yüzde 24’ünün işe yönelik eğitimlere katıldığını gösterirken, bu oran 35-54 yaş grubunda yüzde 41 olarak ölçülüyor. Bu açığın kapatılması için hedefe yönelik mali destek, işverenlerle daha yakın iş birliği ve esnek öğrenme seçeneklerinin hayata geçirilmesi kritik önem taşıyor. Türkiye Yüzyılı ve OECD Destekli Projeler Türkiye, bu alanda halihazırda harekete geçmiş durumda. Yeni ulusal müfredat ve eğitim çerçevesi olan “Türkiye Yüzyılı” eğitimi, becerileri öğretim ve değerlendirmenin merkezine yerleştiriyor. OECD, Milli Eğitim Bakanlığı’nın iki yeni projesini desteklemekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bu projelerden biri çıraklık sistemine, diğeri ise yapay zeka çağında beceri yönetimine odaklanıyor. Ayrıca, Türkiye’nin eğitim sisteminin öğrencileri geleceğe ne kadar iyi hazırladığına dair yeni bilgiler içeren Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2025 edisyonunun sonuçları 8 Eylül’de açıklanacak. PISA 2025: Gerçek Dünya Sorunlarına Odak Beceri odaklı müfredat, öğrencilerin sadece ne bildiklerini değil, bildikleriyle ne yapabildiklerini de irdelemeyi hedefliyor. PISA, zorunlu eğitimin sonuna yaklaşan 15 yaşındaki öğrencilerin bilgi ve becerilerini gerçek dünya sorunlarıyla başa çıkmak için kullanıp kullanamayacaklarını değerlendiriyor. PISA 2025’in ana konusu olan fen bilimlerinde, öğrencilere sadece bilimsel gerçekleri bilip bilmedikleri sorulmuyor; gördüklerini açıklamak, kanıtları değerlendirmek ve bilinçli kararlar almak için bilimi kullanmaları isteniyor. Bu yaklaşım, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile yakın bir uyum içinde bulunuyor. Dijital Dünyada Öğrenme ve Yabancı Dil Değerlendirmeleri PISA 2025 çerçevesine “Dijital Dünyada Öğrenme” ve “Yabancı Dil” alanları yenilikçi alanlar olarak dahil edildi. Bu yeni değerlendirmeler, öğrencilerin daha ileri öğrenmeye ve gelecekteki çalışma hayatlarına hazır olup olmadıkları konusunda daha kapsamlı bir tablo sunuyor. Dijital Dünyada Öğrenme alanı, öğrencilerin dijital araçları kullanarak bilgi oluşturup problem çözebilme becerilerini incelediği gibi, strateji seçimleri ve geri bildirim kullanımına da odaklanıyor. İlk sonuçlar 8 Eylül’de açıklanacak, detaylı analizler ise Mayıs 2027’de yapılacak. Yabancı Dil Değerlendirmesi ise İngilizce okuma, dinleme ve konuşma becerilerini Ortak Avrupa Dil Referans Çerçevesi (CEFR) ile bağlantılı olarak ölçüyor. Bu değerlendirmeler, öğrencilerin bildiklerini uygulayabilme, öğrenmeyi sürdürme ve dijitalleşen dünyada Yazı gezinmesi Selçuk Bayraktar: Küçük Modüler Reaktörleri birkaç yıl içinde… Teknopark İstanbul’un 20272031 yol haritası şekilleniyor