Deprem bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş, 18 ve 19 Eylül tarihlerinde Yunanistan sınırları içinde meydana gelen 4 büyüklüğündeki depremlerle ilgili kamuoyunu bilgilendiren önemli bir açıklama yaptı. Son iki gündür bölgede devam eden sismik hareketliliğin İstanbul için doğrudan bir tehdit oluşturup oluşturmadığı sorusuna net bir yanıt veren Bektaş, bu depremlerin başkent açısından risk teşkil etmediğini vurguladı. Uzman, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, son günlerde Yunanistan’da art arda yaşanan M4+ büyüklüğündeki depremlerin, Kuzey Anadolu Fayı’nın (KAF) kuzey kolundaki depremsellik göçünün bir devamı olarak yorumlanmaması gerektiğini belirtti. Depremsellik Göçü Yanlış Yorumlanmamalı Prof. Dr. Bektaş, özellikle 1912 yılında meydana gelen M7,4 büyüklüğündeki Şarköy depreminden sonra, Şarköy’ün batısından Yunanistan’a doğru ilerleyen depremsellik hareketinin, İstanbul’a doğru ilerleyen bir deprem süreci olarak algılanmasının bilimsel açıdan doğru olmadığını ifade etti. Uzman, bu tür yorumların halkta gereksiz panik yaratabileceğine dikkati çekerek, sismik verilerin doğru okunmasının önemini hatırlattı. Bektaş’a göre, mevcut depremlerin İstanbul’a yönelik bir öncü sarsıntı veya devam eden bir fay kırılması süreci olduğu yönündeki iddialar, jeolojik gerçeklerle örtüşmemektedir. Batı Uçtaki Doğal Sismisite Açıklamasında teknik detaylara da yer veren Bektaş, söz konusu depremlerin KAF’ın batı ucundaki geniş ve çok kollu deformasyon zonunun doğal sismisitesi içinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Bu bölgedeki sismik aktivitenin, fay hattının genel yapısı ve jeolojik dinamikleri gereği beklenen bir durum olduğunu belirten uzman, depremlerin yerel ve bölgesel bir karakter taşıdığını öne sürdü. Bektaş, bu depremlerin İstanbul’un fay hattı üzerindeki kritik noktaları etkilemediğini ve başkentin deprem risk profilini değiştiren bir unsur olmadığını net bir şekilde ortaya koydu. Bilimsel Veriler ve Doğru Yorum Prof. Dr. Osman Bektaş’ın bu değerlendirmesi, deprem sonrası sosyal medyada ve kamuoyunda dolaşan spekülasyonlara karşı bilimsel bir çerçeve sunmaktadır. Uzman, vatandaşların deprem haberlerini değerlendirirken güvenilir kaynaklara ve bilimsel verilere dayanması gerektiğinin altını çizdi. Yunanistan’daki bu sarsıntıların, KAF sisteminin batı kesimindeki doğal hareketliliğin bir parçası olduğu ve İstanbul için acil bir tehlike sinyali vermediği sonucuna varıldı. Bektaş’ın açıklamaları, deprem biliminin karmaşık dinamiklerinin doğru anlaşılması ve yanlış yorumların önüne geçilmesi açısından kritik bir rol üstlenmektedir. Yazı gezinmesi Ay’da yüzyılda bir görülecek büyüklükte dev krater keşfedildi Fon soruşturmasında MASAK’a yeni inceleme talebi