Güney Kore lideri Lee, Hürmüz Boğazı’na yönelik olası askeri müdahale tartışmalarına net bir sınır çizdi. Düzenlediği basın toplantısında, ülkesinin çatışma bölgelerine asker gönderme politikasından vazgeçmeyeceğini açıkça ilan etti. Lee, “Bir çatışmaya karışmaya yol açacak hiçbir asker sevkiyatı yapılmayacaktır” ifadesini kullanarak, savaşa girilmeyeceği veya savaşa karışılmayacağı yönündeki kararlılığı vurguladı. Bu açıklama, bölgesel gerilimlerin tırmandığı bir dönemde Güney Kore’nin dış politika duruşunun ne kadar katı olduğunu gözler önüne serdi. Savaşa Karışmama İlkesi ve Vatandaş Güvenliği Lider Lee, savaşa karışmamanın Güney Kore’nin bugüne kadar tutarlılıkla uyguladığı temel bir ilke olduğunu hatırlattı. Bu ilkenin gelecekte de aynen devam edeceğini belirten Lee, askeri güç projeksiyonunun çatışma taraflarından biri haline gelmek anlamına gelmeyeceğini netleştirdi. Ancak bu pasifist duruş, ülkenin kendi vatandaşlarına karşı sorumluluklarını ihmal ettiği anlamına gelmiyor. Lee, diğer ülkelerle aynı şekilde hareket edeceklerini ve Hürmüz Boğazı’nda bulunan Güney Koreli vatandaşların, gemilerin ve ham petrol rotalarının korunması için ellerinden gelen her türlü çabayı göstereceklerini taahhüt etti. Bu yaklaşım, askeri müdahaleden kaçınırken diplomatik ve güvenlik odaklı koruma mekanizmalarının öncelikli olduğunu gösteriyor. Kuzey Kore Zirvesi ve Diplomatik Beklentiler Basın toplantısında gündeme gelen bir diğer kritik konu, ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un arasında gerçekleşebilecek olası bir zirve oldu. Lee, bu buluşmanın gerçekleşme ihtimalinin zorlu koşullar barındırdığını ancak tamamen göz ardı edilemeyecek bir olasılık olduğunu kabul etti. Zirvenin ne kadar yakın bir gelecekte gerçekleşebileceğine dair kesin bir zaman çizelgesi sunmayan Lee, bu belirsizliğin diplomatik süreçlerin doğasından kaynaklandığını ima etti. Lider, bu potansiyel buluşmanın gerçekleşmesi için gerekli zeminin hazırlanması gerektiğini vurgulayarak, sürecin kolay olmayacağını ancak imkânsız da olmadığını dile getirdi. Yarımada Barışı İçin Stratejik Önemi Lee, ABD ile Kuzey Kore arasındaki diyaloğun yeniden canlanmasının, sadece iki ülke arasındaki ilişkileri değil, tüm Kore yarımadasının istikrarını doğrudan etkileyeceğini belirtti. Bu tür bir diplomatik açılımın, bölgedeki barış ve istikrarın sağlanması açısından hayati bir basamak olacağını ifade etti. Güney Kore lideri, bu sürecin başarısı için ellerinden gelen her şeyi yapma kararlılığını yineleyerek, diplomatik çabaların askeri seçeneklerin önünde geldiğini bir kez daha teyit etti. Açıklamalar, Güney Kore’nin hem bölgesel güvenlik endişelerini hem de yarımada barışı hedeflerini dengelemeye çalıştığı karmaşık bir diplomatik pozisyonda olduğunu ortaya koyuyor. Yazı gezinmesi Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM kürsüsünde dünyaya seslenecek YKS ve LGS deneme takvimi belli oldu